Günün Sözü

Aşk, büyüktür ama sonsuz değildir.

Honore de Balzac

Pazar, Haziran 06, 2010

Olur mu?Olur,çok ta güzel.


Nasıl hedef şaşırtılır,ezber bozulur görün...

-nerdesin sen kaç saattir.
-nerde miyim?
-evet nerdesin?
-önündeyim.
-off sabahtan beri nerdesin?
-sabahtan beri mi?
-evet sabah.
-valla bu aralar bozdu biraz kendini. akp yandaşı oldu artık okumuyorum.
-allahım delircem. o şıllıkla mı beraberdin.
-ne beraber mi?
-evet beraber.
-bir berber dükkanı açalım demiş. aha aha.
-alla belanı versin.
-bela mı?
-çok pis belanı versin.

Cumartesi, Nisan 17, 2010

Kadın Dediğin...


Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin. Saçlar ıipek , topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak.

Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde.

Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de.

Güzel olacak ama,aklını evde tutacak kadar da akıllı....

Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak...

Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle.

Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek
küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu
sindirmiş olacak içine.

Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün
yerini, tek taş bir De Beears'ın alamayacağını algılayacak kadar doygun
olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan.
Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir
tutmayacak.

Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi,monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek.

Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.

Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak
yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, herseferinde
terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini
sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm
bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.

Adamın sinirini bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına
toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak... Çarşı pazar görmesini,
sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... ve zevki seni
giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.

Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını
durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak.
Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak.
Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu
gösterebilecek medeniyeti...


Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla... Öyle
'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver'
yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin
sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür
hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak, kıytırık
nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir
hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.

Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama
hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek.
Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş.
Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al,
beni bul, bunu isterim' değil, 'sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim,
merak etme' olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle
yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum
derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf
söyletmeyecek....

Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl
olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla
yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi
yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini,
ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.

Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir
gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru
taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü
geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek,
süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.

Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki
arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her
tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna
dokunmayacak...

Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi
olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı
konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden
önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği,
süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir
kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram
kadın kokacak kadın dediğin.

Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki
olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini
katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de
paranın kudurmuşluğunu yaşayacak. Değerlerini bir anlık hevesler uğruna
terketmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan
çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,üstüne sevgili
edinmeyecek.

Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan
fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak.
Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı
olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak...

Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından,
dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi
yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden,
tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana
rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi
çok isterse inançları doğrultusunda yapacak.

En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır
gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne
toprağa... Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip
sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi
de, anaya babaya hürmet etmeyi de...

Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.
Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle , sınırlamayacak. Hem
sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın
huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini
hiçbir zevk yaşatamaz sana...

Öyle bir kadın işte...

Vardır vardııııııııır!..

Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!

CAN YÜCEL

Perşembe, Mart 11, 2010

Bu Nasıl Bir Blog?

Yorumsuz...


Hoşgeldin bebek!
Başındasın her şeyin.
Bebeksin işte!
Dünyanın bütün bebekleri aynı şekilde doyar,
Tadını çıkar...
Belki Muhammed olur adın,
Belki Musa,
Belki İsa...
Boyun 2 metre olabilir.
Belki de esmer olursun,
Belki kısa...
O zaman bebek demez kimse sana.
Başını aç derler ya da kapa!
Sen çalış!
Sen doğur!
Sen savaş!
Sen sus!
İstedikleri gibi olmazsan öldürebilirler seni!
Töreler daha değerliymiş gibi hayattan...
Herkes eşittir!
Ama göreceksin,
Bazıları daha eşittir hayatta!
Şaşırma!
Burası tuhaf bir dünya...
Gülümse yine de...
Büyüdüğünde eşit yaşaman için çalışan insanlar var burada.
Gülümse bebek!
Gün gelecek, herkes sana sadece
İNSAN
diyecek...

Çarşamba, Mart 10, 2010

Sigaramın Dumanına Sarsam...


Cuma günü 222 Park'ta söyleyeceğiz dostlarla bu ve onlarca güzel Ezgi'nin Günlüğü şarkılarının nakaratlarını...Hangi şarkısını dinlemedik ki defalarca?Hangisi dillerimize düşmedi günlerce?Ağlamadık mı sevgiliden ayrılıklarda şarkılarında?Kaç defa kaldırdık şerefe nidasıyla kadehlerimizi Ezgi'nin Günlüğü şarkılarında...Bekliyorum sabırsızlıkla;Nazım Hikmet'in şiiri eşliğinde Seni Düşünmek Güzel Şey'i,Orhan Veli'nin eşsiz şiiri eşliğinde Ayrılış'ı,Hükümsüzdür'ü,Gemi 'yi,Düşler Sokağı'nı,Aşk Bitti'yi,Leyla'yı,Kanto'yu...Beklentiler karşılanmış ve küçük notlarla bezenmiş Ezginin Günlüğü Konser yazısı düşene kadar bloga'a iyi davranın kendinize...

Merak Edenler İçin Not:Kapı Açılışı : 22.00 Performans:24.00

Can Yücel'den...




Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun..
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin..
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer..
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın..
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer,
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın..
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret..
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın..
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak..
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın..
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın..
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün..
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun..
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir..
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin..
Bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin...

Salı, Mart 09, 2010

Ömer Hayyam!


Geçen şarap bakıyordum İki Eylül Tansaş'ta...Söven bir ses hemen yanımda,hayırdır abi dedim şişelere mi bu kinin?Yok be delikanlı dedi,bak tek ısırımlık çikolatada  bile indirim yaparlar,içkiye gelince indirimi geçtim,vergiyi yazarlar anında dedi.Yıllardır kullanıyorum bir kere fiyatının düştüğünü görmedim cümlesi bitmeden,üstüne de ekledi 'Allah Belasını Versin Başımızdakilerin'!Hangi şarapın hangi yemekle iyi gideceğine,marka tercihleri ve tavsiyesine kadar on dakikaya yakın muhabbet etme fırsatı buldum şeker gibi konuşan,hali vakti yerinde,şarabın iyisini bilen o beyefendi ile...Muhabbeti iki tane Ömer Hayyam rubaisi ile süslerken hayranlığım arttı karşımdakine:

Ferman sende ama güzel yaşamak bizde
Senden ayığız bu sarhoş halimizle
Sen insan kanı içersin biz uzum kani
İnsaf be sultanım kötülük hangimizde 

(Yıllardır içiliyor bu meret,niye bu,kötü gözle bakmak içkiye dedi bunun dörtlüğün ardından.)


Şarap içmediğin için, 
Sarhoşlara sövme. 
Eğer Allah tövbe verirse, 
Ben sadece 
Şarap içmemek için tövbe ederim. 
Sen; 
Şarap içmemekle övünüyorsun. 
Ancak; 
Öyle ayıp işler ediyorsun ki, 
Şarap onların yanında 
Yüz kere zemzemle yıkanmıştır.


(Bununda son 6 mısrasını okudu(yani sadece aklımda son 6sı kalmışta olabilir).Dahasına da ekledi:'Konuşmayayım daha fazla.' )

Bir Ömer Hayyam aşığı olarak çok hoşuma gitti benim gibi başkalarının da Ömer Hayyam'ı takip etmesi,ezberlemesi...Sağlıcakla kalın ve Ömer Hayyam okuyun.E'mi?

Son olarak tavsiye etmek gerekirse,Kavaklıdere iyidir:)