Günün Sözü

Aşk, büyüktür ama sonsuz değildir.

Honore de Balzac

Pazar, Şubat 28, 2010

SAVAŞ BARIŞTIR...


SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
BİLGİSİZLİK KUVVETTİR

Tam bundan 62 yıl önce 1948 yılında yazmış George Orwell. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört isimli romanında.
Bugün bu sözleri daha iyi anlıyoruz.Çünkü söylemiş oldukları o dönemden çok bugünün dünyasını tanımlıyor.
Irak, Afganistan,Pakistan,ve belkide yarın İran.Tabi Chavez'li Venezuela da sırada bekleyenlerden.
Bugün bizler birer robot değiliz.Ama robotlaştırılma yolunda hızla ilerleyen bir sürecin içerisindeyiz.Bunu anlamak açısından günlük ne yaptığınıza bakmanız yeterli.Bizler sadece bize sunulan şeylerden faydalanabilmekte ve sadece yapmamızın uygun görüldüğü davranışlarda bulunabilmekteyiz.
Savaş Barıştır.Ancak savaşla insanlar size inanabilir.Ancak savaşla insanlar, olmayan düşmanlara düşmanlık besleyerek sizi besleyebilir.Ancak savaşla insanlar sizin iktidarınız altında boynunu eğebilir.
Irak'a girerken öne sürülen sebep neydi.Irakta nükleer silah vardı.Ve Amerika Irak'a girip koltuğuna kurulduğunda ortada ne silah vardı ne de nükleer.Ve yedi yıl geçti.Koltuk rahat gelmiş olacak ki bir türlü kalkamadı ABD.
Özgürlük Köleliktir.Ve yine öne sürülen nedenlerden birisi.Demokrasi getiriyoruz.Özgürlük getiriyoruz.Bu gün bakıyorsunuz her gün binlerce insan ölüyor çocuklar silahlar içerisinde büyüyor ve insanlar canlarından,mallarından,namuslarından emin olmadan gözleri açık uyuyorlar.Özgürlük paranoyasıyla çıkılan yolun sonu kölelikten başka bir şeyin olmadığı görülüyor.Kaldı ki hiç bir millete,topluma başka bir milletin özgürlük ve hakları verdiği de çok az görünen bir hadisedir.Yani kimse kimseye karşılıksız ve çıkarsız bir hak vermez yardımda bulunmaz.
Bilgisizlik Kuvvettir.Eğitimli ve araştıran soru sormayı bilen biri karşısında mı daha güçlü olusunuz; yoksa cahil yani bilgisiz biri karşısında mı iktidarınızı kabul ettirebilirsiniz?Sanırım vermiş olduğunuz cevap ikincisinden başka bir şey değil.Bunu da günümüz dünyasıyla karşılaştıracak olursak; bizler eğlenceye,kafamızı yormayacak işlerle o kadar çok meşgul oluyoruz ki bazen gerçeklerden uzaklaşıyoruz.Bir tarafa odaklanırken diğer taraftan önemli gelişmeleri gözümüzden kaçırıyoruz.Belkide böyle düşünce sistemine sahip olmamız isteniyor bizden ve bizde bu oyun içerisinde birer piyon olarak yer almaktayız.Fakat bu oyunda da kazananlar her zaman şahlar oluyor galiba.
Bütün bunları George Orwell'in tam 62 yıl önce söylemiş olduğu önemli sözlerden çıkarmış bulunuyoruz.Gerçekten o, yaşamış olduğu kısa zamana rağmen gelecek açısından çok önemli öngörülerde bulunmuş ve yine o dönem için birer ütopya görünen bu düşünceler şimdi gerçeğin ta kendisi olmuş gibi...Saygılar.

Pazartesi, Şubat 22, 2010

Bir Aşk İçin!


Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna
rağmen hala yalnızsan,için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına
koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka
hiçbir ise yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o bahaneler bulmaya hazırdır.Hani ağzınla kus tutsan "Bu kusun kanadı neden beyaz değil?"diye bir soruyla
bile karsılaşabilirsin.Yaptıklarınla
değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.Bu mahkemede hafifletici
sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.Sen,"Ama senin için sunu yaptım" derken o,"sunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. Üzülme, sen askı yaşanması gerektiği gibi yasadın.Özledin, içtin,ağladın,güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın."Peki o ne yaptı "deme.Herkes kendinden sorumludur aşkta.Sen askını doya doya yasarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yasıyorsa,ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için
uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?Hayati ıskalama lüksün yok
senin.Onun varsa,bırak o lüksü sonuna kadar
yaşasın.Her zamanki gibi yaşayacaksın sen."Acılara tutunarak" yasamayı

Öğreneli çok oldu.Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil... Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası. Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, yada bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Nazım Hikmet

Cuma, Şubat 05, 2010

HAYAT VE ZORLUKLAR


Hayat çok çabuk geçiyor.Daha yaşadıklarımızı anlamlandırmaya çalışırken bir bakıyoruz yıllar geçmiş.Hiç ayrılmayacak gibi günümüzü gün ettiğimiz,yeri geldiğinde cebimizdeki beş lirayı paylaştığımız,kimi zaman okey masasında orti olduğumuz en yakın dostumuzla bile ayrı düşebiliyor, hatta birbirimizin izini dahi kaybedebiliyoruz.Hayat yaşama azmimizi,mücadelemizi sağlayacak birçok nedene sahip olduğu kadar; bazen ölümü düşünderecek kadar da itici olabiliyor.
Önce bir bebek sesi duyuluyor.Kimi zaman bir köy evinin küçük odasında, kimi zaman devlet hastanesinin doğum hanesinde ya da özel bir hastanede...Mekan neresi olursa olsun,hepsinin ortak bir yanı var.Oda yeni bir ruhun küçük bir bedende yaşam bulması.Başta her şey güzel.Her ağladığında başında ya annen ya baban.Senin karnının aç olduğunu söylemene gerek kalmadan seni doyuran birilerinin olması.Giyecek bir şey istemeden seni giydiren birilerinin olması; ve daha sayabileceğim birçok şey...
Başta yerinde bir tabirle -Ekmek elden su gölden- tüm ihtiyaçların karşılanırken,henüz omuzlarında ağırlıkları hissetmeye başlamamışken,sabah erkenden uyanıp okula gitme zorunluluğun bulunmazken tabi her şey çok güzel.Ama her şey sadece bebekken güzel.Bebekken diyorum,çünkü artık çocuk olmanında yetişkin biri olmaktan avantajlı olduğunu artık söylemem mümkün değil.Artık beş yaşından itibaren kreş,anaokulu,ilkokul derken çocuklar yorucu,aynı zamanda rekabetçi bir hayatın içerisinde buluyor kendilerini.Ama bütün bunlara rağmen çocuk olmak güzel; bebek olmak daha da güzel.
Hele lise bittiği zaman.Bir de düz liseden mezun olduysan eyvahlar olsun.Üniversiteyi kazandın kazandın; kazanamadığın anda garsonluğun dışında yapabileceğin pek bir iş olduğunu söylemek mümkün değil.Üniversiteyi kazandın yine yetmez.Yine bir işe girmen için elinde hiç bir garanti yok.Ya aylarca çalışıp KPSS den iyi bir puan çıkaracaksın, ya da babanın, hatırı sayılır bir iş adamı arkadaşına ricada bulunmasıyla orada hayatını kazanmaya çalışacaksın.
Bütün bu söylediklerim hayatın gerçekleri olmakla birlikte;maalesef ülkemizinde sorunları.Bugün Türkiye'de on beş milyonun üzerinde öğrenci var.Yirmi beş yaş altı nüfusumuz, otuz milyonun üstünde.Kısacası bugün maalesef üreten bir toplumdan ziyade tüketen bir toplum olmuşuz.Bu büyük genç nüfüsun gelecekte üretime geçebileceğini düşündüğümde bir an heyecanlanır gibi oluyorum ancak tamamiyle masabaşı adamı yetiştirmeye programlanmış bir eğitim sistemini düşündüğüm zaman içimi karanlık bir bulut sarıyor.Tüm dileğim en kısa sürede ana elemandan ziyade; gençlerimizin ara eleman yetiştiren meslek liselerine yönlendirilmesi ve bu eğitim kurumlarımızda standartların yüseltilmesi...
Yaşı kemale ermiş insanların geriye kalan hayatını rahat sürebilmesi için,genç nüfusunda iyi bir hayata sahip olması gerekir.Türkiye inşallah elinde bulundurduğu genç nüfusu,hala yanlış gitmekte ola eğitim sistemini değiştirerek kalifiye bireyler kafilesine katar.Çünkü bizi ileriye götürecek olan,insanımızın eğitimli, haklarını bilen, çağın teknolajisinden haberdar,aynı zamanda bu teknolojiyi geliştirme kabiliyetine sahip,geçmişini unutmayan ve zamanın şartlarına uyum sağlayıp geleceğe taşıyabilen bireyler topluluğudur.Şüphesiz ki geleceği Türkiye'sini inşaa edecek olan bahsetmiş olduğum bu otuz milyonluk genç kitledir.Üzülerek söylemem gerekir ki,kendiminde içinde bulunduğu bu kitleden çok da umutlu olduğumuz söyleemem.Saygılar...